Kadrazan — Felsefe
Tarih boyunca uygarlıklar aynı gerçeği keşfetti: söylenen söz unutulur, yazılan iz silinmez. Kadrazan bu gerçek üzerine kuruldu.
Eski Türkçe — 1072
“Kal sabı kalmas.”
Söz iz bırakmaz.
Kaşgarlı Mahmud — Divanu Lugati't-Türk
Türk dilinin ilk büyük sözlüğünde geçen bu sav, asırlarca doğru sayıldı. Söylenen söz havaya karışır, kaybolurdu.
Kadrazan bunu değiştiriyor.Osmanlı Divan Şiiri — 1500'ler
“Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.”
Bu dünyada kalıcı olan yalnızca bıraktığın izdir.
Bâkî — Divan şairi, “Sultanü'ş Şuarâ”
Osmanlı'nın en büyük şairlerinden Bâkî, kalıcılığın yalnızca bir seda bırakmakla mümkün olduğunu söyledi. Bu mısra beş yüz yıl boyunca dilden dile geçti.
Kadrazan o sedayı kaydediyor.Latince — MÖ 1. yüzyıl
“Verba volant, scripta manent.”
Söylenen sözler uçar, yazılanlar kalır.
Roma — Antik Latin deyişi
İki bin yıl önce Roma'da doğan bu ifade, yazının kalıcılığına duyulan inancın simgesidir. Farklı kıtalar, farklı diller, aynı hakikat.
Kadrazan'ın özü bu cümle.Üç farklı uygarlık, üç farklı çağ — hepsi aynı şeyi söyledi. Söz geçer. Kayıt kalır.
Kadrazan bu hafızanın dijital halidir. Burada bıraktığın her iz, bu kubbede bir seda olarak kalacak.